İBB Miras’ın restorasyon çalışmalarıyla küllerinden doğan Muammer Karaca Tiyatrosu, 300 kişilik modern sahnesi, bağımsız tiyatrolara açık işletim modeli ve İstanbul Boğazı manzaralı prova alanıyla yeniden şehre kazandırıldı. Törende konuşan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “Muammer Karaca Tiyatrosu yeniden İstanbul’un. Yeniden sanatın. Yeniden hepimizin. Perdemiz hep açık kalsın. Işığımız hiç sönmesin. Umudumuz hiç eksilmesin” dedi. İBB Genel Sekreteri Mahir Polat ise, “Burada en aşağı aşamadan son aşamaya kadar, bugün bile siz gelene kadar burada emekle ayağa kaldıran bütün çalışan emekçi dostlara çok çok teşekkür ediyorum. Alkışı bol olsun, sahnesi bol olsun, oyunculuğu bol olsun!” ifadelerini kullandı.
Kamera: Mehmet ÇALPAR
(İSTANBUL) İBB Miras’ın restorasyon çalışmalarıyla küllerinden doğan Muammer Karaca Tiyatrosu, 300 kişilik modern sahnesi, bağımsız tiyatrolara açık işletim modeli ve İstanbul Boğazı manzaralı prova alanıyla yeniden şehre kazandırıldı. Törende konuşan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “Muammer Karaca Tiyatrosu yeniden İstanbul’un. Yeniden sanatın. Yeniden hepimizin. Perdemiz hep açık kalsın. Işığımız hiç sönmesin. Umudumuz hiç eksilmesin” dedi. İBB Genel Sekreteri Mahir Polat ise, “Burada en aşağı aşamadan son aşamaya kadar, bugün bile siz gelene kadar burada emekle ayağa kaldıran bütün çalışan emekçi dostlara çok çok teşekkür ediyorum. Alkışı bol olsun, sahnesi bol olsun, oyunculuğu bol olsun!” ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 2012 yılından bu yana kaderine terk edilmiş olan tarihi Muammer Karaca Tiyatrosu’nu İBB Miras eliyle yeniden şehre kazandırdı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 2019’da talimatıyla başlayan restorasyon sürecinde tarihi yapının özgün dokusu özel tedbirlerle korundu. Ayrıca, 300 kişilik yeni nesil sahnesi ve 19. yüzyıldan kalan 4 katlı kâgir bölümün dönüştürüldüğü “tiyatro evi” ile komplekse çok yönlü bir kimlik kazandırıldı. Bağımsız tiyatrolara ve uluslararası gösterimlere ev sahipliği yapacak olan tiyatro binasının açılışı yapıldı. İBB Başkanvekili Nuri Aslan’ın ev sahipliğinde yapılan törene, YENİ Parti İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, İBB Bürokratları ve Meclis üyeleri, Belediye Başkanları ve Belediye Başkanvekilleri, sanat camiasından çok sayıda seçki davetli katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunmasıyla başlayan törende Muammer Karaca Tiyatrosu’nun dünden bugüne yolculuğunu konu alan belgesel gösterimi de yapıldı. Programda ilk söz alan Erdem Belli, Muammer Karaca ailesi adına bir konuşma yaptı. Belli, Muammer Karaca’nın salon açılışında yaptığı konuşmayı okumasıyla devam etti. Ardından sırasıyla İBB Genel Sekreter Yardımcısı Volkan Demir, Beyoğlu Belediye Başkanvekili Sefer Karaahmetoğlu ve İBB Başkanvekili Nuri Aslan, sırasıyla konuşma yaptı.
İBB Başkanvekili Nuri Aslan, konuşmasında şu ifadelerde bulundu:
“Beyoğlu’nun kalbinde, böylesine güzel bir günde sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. İstanbul’un tarihine, kültürüne, hafızasına sahip çıkmak için büyük bir mücadele veren, ve bir buçuk yılı aşkın süredir hukuksuzca Silivri’de tutulan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun sizlere selamlarını iletiyorum.
Ekrem Başkanımız 2019 yılında göreve geldiğinde ‘İstanbul’un unutulmuş, kaderine terk edilmiş değerlerine sahip çıkacağız’ dedi. İBB Miras’ı da işte bu anlayışla kurduk. Yıllardır kapalı duran kapıları açtık. Unutulmuş yapıları yeniden ayağa kaldırdık. Ve onları yeniden gerçek sahibi olan İstanbullulara teslim ettik. Bugün Muammer Karaca Tiyatrosu’nda da tam olarak bunu yapıyoruz. Biraz geriye gidelim. Yıl 1955… Muammer Karaca, büyük zorluklarla bu tiyatroyu kuruyor. Bu sahnenin perdesi ilk kez ‘Ednan Bey Duymasın’ oyunuyla açılıyor. Sonra Cibali Karakolu geliyor. Tam 16 yıl boyunca yaklaşık 4 bin kez sahneleniyor. İnsanlar Beyoğlu’nda bilet kuyruklarına giriyor. Bu salondan kahkahalar sokağa taşıyor. Kimler gelip geçmiyor ki bu sahneden… Muhsin Ertuğrul… Müşfik Kenter, Yıldız Kenter… Gülriz Sururi, Engin Cezzar… Münir Özkul, Sadri Alışık… Ve Genco Erkal. Düşünün… Nice sanatçının yolu bu sahneden geçmiş. Nice insan burada gülmüş, ağlamış, düşünmüş. Nice çocuk belki de tiyatroyla ilk kez burada tanışmış.”
“İSTİYORUZ Kİ İSTANBUL’UN HANGİ MAHALLESİNDE YAŞARSA YAŞASIN, HER ÇOCUK SANATLA TANIŞABİLSİN”
Benim de tiyatroyla ilk tanışmam çocukluğumda oldu. Ama ben tiyatroya gitmedim. Tiyatro bizim köye geldi. Küçük bir çocuktum. Bugün oyunun bütün ayrıntılarını hatırlamıyorum belki. Ama o heyecanı hatırlıyorum. İnsan bazı şeyleri unutuyor. Ama çocukken kalbine dokunan şeyleri unutmuyor. Ben de o günü unutmadım. Düşünün… Bizim tiyatroya gidecek imkânımız yoktu. Ama tiyatro kalktı, bizim ayağımıza geldi. İşte Cumhuriyet’in bize bıraktığı en kıymetli anlayışlardan biri de budur. Kültür birkaç kişinin değildir. Sanat birkaç kişinin değildir. Tiyatro sadece şehir merkezlerinde, büyük salonlarda yaşayan bir şey değildir. Sanatı insanla buluşturursunuz. Çocuğun ayağına götürürsünüz. Gencin önündeki kapıyı açarsınız. Biz bugün İstanbul’da bu anlayışı sürdürüyoruz. İstiyoruz ki İstanbul’un hangi mahallesinde yaşarsa yaşasın, her çocuk sanatla tanışabilsin. Belki bugün bizim sahnelerimizden birinde ilk kez tiyatro izleyecek bir çocuk olacak. Belki 50 yıl sonra o da çıkıp; ‘Ben tiyatroyla ilk kez orada tanıştım’ diyecek. Bundan daha güzel ne olabilir?
“İSTANBUL SANATÇISINA ALAN AÇACAK. İSTANBUL SANATÇISIYLA BÜYÜYECEK”
Çocuklarımızın yeniden tiyatroyla buluşacağı bu sahne ne yazık ki 2012 yılında kapandı. Biz buna razı olamazdık. Göreve geldiğimiz andan itibaren büyük bir özveriyle çalıştık. Tarihi kimliğini koruduk. Özgün mimarisine sahip çıktık. Teknik altyapısını yeniledik. Ve bugün Muammer Karaca Tiyatrosu; 300 kişilik ana sahnesi, özel prova sahnesi, atölyeleri ve Tiyatro Evi ile yeniden kapılarını açıyor. Bakın, genç tiyatrocular burada ustalarla buluşacak, yeni oyunlar burada yazılacak, yeni fikirler burada tartışılacak, gençler burada üretecek. Kısacası burası yeniden yaşayacak. İstanbul sanatçısına alan açacak. İstanbul sanatçısıyla büyüyecek.
“BİRER BİRER İSTANBUL’UN SAHNELERİNİN IŞIKLARINI YENİDEN YAKACAĞIZ”
Yaptığımız iş Muammer Karaca’yla da sınırlı değil. Kasımpaşa’da, Haliç’e bakan bir yapı vardı. Yıllarca atıl kaldı. O yapıyı da ayağa kaldırdık. İstanbul Sinema Ofisi olarak yeniden bu şehre kazandırdık. Bugün orada genç sinemacılar buluşuyor. Yeni hikâyelerin peşinden gidiyorlar. Tiyatrolarımızda da aynı şeyi yapıyoruz. Bugün Muammer Karaca Tiyatromuzun perdesini açıyoruz. 2027’de Reşat Nuri ve Haldun Taner sahnelerimizi de yeniden İstanbullularla buluşturacağız. Birer birer İstanbul’un sahnelerinin ışıklarını yeniden yakacağız.
“MUAMMER KARACA TİYATROSU YENİDEN İSTANBUL’UN. YENİDEN SANATIN. YENİDEN HEPİMİZİN”
Bugün burada, 71 yıl önce yakılan bir ışığı yeniden büyütüyoruz. Geçmişle geleceğin elini yeniden birbirine uzatıyoruz. Ve en önemlisi, yeni çocukların, yeni gençlerin hayatına dokunacak bir kapı açıyoruz. Buradan özellikle gençlerimize seslenmek istiyorum: Umut sizsiniz. Ne olursa olsun umudunuzu kaybetmeyin. Hayal kurmaktan vazgeçmeyin. Üretmekten vazgeçmeyin. Bazen bir tiyatro oyunu, bir kitap, bir film insanın hayatını değiştirir. Bazen küçücük bir sahnede yanan ışık, insanın önündeki bütün karanlığı dağıtır. Onun için biz o ışıkları yakmaya devam edeceğiz. Siz de umudunuzu hep canlı tutun. Çünkü bu şehrin de bu ülkenin de yarınları sizin ellerinizde yükselecek. Bu güzel eserin İstanbul’a yeniden kazandırılmasında emeği geçen başta Ekrem Başkanımız olmak üzere; İBB Miras ve İBB Kültür’ün bütün emekçilerine, sanatçılarımıza, ustalarımıza ve yıllardır bu sahnenin yeniden açılmasını bekleyen bütün İstanbullulara yürekten teşekkür ediyorum. Muammer Karaca Tiyatrosu yeniden İstanbul’un. Yeniden sanatın. Yeniden hepimizin. Perdemiz hep açık kalsın. Işığımız hiç sönmesin. Umudumuz hiç eksilmesin. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”
İBB Genel Sekreteri Mahir Polat ise konuşmasında şunları kaydetti:
“Sevgili dostlar, iyi akşamlar. Sevgili başkanım, sayın ilçe belediye başkanlarım, İstanbul Büyükşehir Belediyesi meclis üyeleri, sanatçılar, tiyatroya ve sanata gönül vermiş özel dostlar, Beyoğlu’nun müdavimleri… Gerçekten sahne heyecanlı bir şeymiş. Bugün perdeyi ilk açan dostlarımızı ben tebrik ediyorum. Çünkü teknik olarak bugün sahneye ilk defa siz çıktınız. Bu bahsettiğiniz süre sonunda bu sahneyi şenlendirmek, sahneyi açmak çok değerli. Şimdi o kadar çok anlatacak şey var ki ama hem hududumu hem de süreyi iyi kullanarak birkaç şey söyleyeceğim. Birincisi, az önce videoda geçen büyük isimler sayıldı. İnsan bazen illüzyona uğruyor; gerçekten bu mekânın sürekliliğini bazen fark edemiyoruz ama o bahsedilen isimlerin hepsi şu an benim bastığım yere bastı, sizin oturduğunuz yere oturdu. Burada, bu sahnedeydiler yani, başka bir yerde değil.
Hafıza böyle bir şey ve mekânın değeri böyle bir şey. Mekânları niye korumamız lazım? Çünkü mekânların bir daha eşi bulunmuyor ve kuşaklar arası o bütün aktarım da aslında birisinin bir yerde verdiği bir emek, bir varoluş ve bu kötü koşullarda bile bu ülkede güzel şeyleri yapmak konusundaki azminin, emeğinin, biriktirdiği her şeyi bıraktığı şeye sadece ve sadece bir sonraki kardeşleri ve çocukları sahip çıkabilir. Siz şimdi onların kardeşleri ve çocukları olarak sahip çıkıyorsunuz. Hepinize teşekkür ediyorum. Anlatılacak çok şey var ama hakikaten biraz sınırından bahsedeceğim. Birincisi, burası 2019 yılında ilk defa İstanbul Büyükşehir Belediyesinde çalışmaya başladığımızda sevgili başkanımız Ekrem İmamoğlu ile geldiğimizde, az önce fotoğrafta, Genco filminden gördüğünüz sevgili Genco Erkal’ın videosunda gördüğünüz sahneyi biz burada içinde gördük. Yani o yıkıntı tam olarak buraya gelen dostlarımızın gördüğü yıkıntıydı. Ve o aslında 2022’deki bir çekim. Yani biz onun 3 sene öncesinde geldiğimizde daha kötü ve perişan bir haldeydi. Tabii binanın ara dönemlerinde de bu uygulamalar var.
“MUAMMER KARACA’NIN VE GENCO ERKAL’IN HATIRASINI YAŞATMAK ÜZERE NE KADAR ŞANSLI İNSANLARMIŞIZ Kİ BİZE BU FIRSAT GEÇTİ ELİMİZE”
2010’larda kapatıldıktan sonra herkes binanın yok oluş korkusuyla bir yandan çok önemli, duyarlı etkinlikler yaptı. Sokakta yaptı, tiyatronun önünde yaptı. Bazı dostlarımız şimdi aramızda, bazılarını kaybettik. Biz bu projeye başladığımızda, 2019 yılının Mart ayında başlayan bir projeydi. O zaman Fen İşleri yapıyor. İBB’de ‘İBB Miras’ diye bir birim yok; kültürel alanların kendisinin korunması için ayrı bir birim yok. Sevgili başkanımız Ekrem İmamoğlu gelince İBB Miras’ı kurdu. Sonra başladığımız projelerden ilki buydu. Projeyi geliştirirken, az önce görselde gördüğünüz projenin detaylarını gördünüz, o projede çalışırken tekrar yenilememiz gerektiğini fark ettiğimiz bir projeydi. Bu çalışma başladığında bu binanın yerindeki ağır kütleli yapı, alt katındaki Fransız Mahkemesi Binası’na tam hesap etmemiş bir binaydı. Biz çalışmalara başlayınca, Karacaların bir zamanlar karşıda bir tarihi binayı da Kent Oyuncuları gibi bu binanın içine kattıklarını bilmiyorduk. Fuayeyi açınca önümüze çok olağanüstü bir neoklasik yapı çıktı. Şu an fuayede gördüğünüz o yapı o. Keşfede keşfede yapıyorsunuz, o geliyor bir taraftan. Alt tarafta Fransız Mahkemesi Binası’nı keşfedince onun tekrar tonozlarından bir yapı elde etme önümüze çıkınca önümüzde birdenbire bir yapıdan üç yapı kazanabilme ihtimali oldu. Ve restorasyon sonrasında karşıdaki ağır, bu büyük strüktür çelik yapıyı kendisine taşıtamayacağımız için, bu ağır yapıya taşıtamayacağımız için statik projelerini de tekrara gittik. Ve fuayede gördüğünüz o büyük çelik ayakların ihtiyacı odur. Karşımızdaki büyük neoklasik yapıya ağırlığı taşıtmamak için yapının içine bir çelik yapı yaptık. Alttaki yapıya da ağırlığı taşıtamamak için karşı ayaklara ve onu serbest bırakan bir düzleme geçirdik. Ama bunları yaparken bir zorluk daha bizi bekliyordu. Vaktiyle kadastral planlar yapılırken iki tane çok değerli komşumuz var: Birisi Hollanda Konsolosluğu, birisi de Fransız Sarayı. Hollanda Konsolosluğu çok anlayış gösterdi ama dedi ki ‘Bu çalışmalar çok ses çıkarır’ Biz bu gördüğünüz yan duvara büyük bir ses yalıtım duvarı inşa etmek durumunda kaldık. Hakikaten kimseyi rahatsız etmeden yapmamız gerekiyordu. Fakat bu kadar yapı yapılırken Türkiye’de arka tarafı Boğaz’a bakan tek tiyatroyu yapma şansına da eriştik. Çünkü şu an göremiyorsunuz, bu sahnenin perdesi açıldığında Boğaz manzaralı bir arka planı var. Belki bir gün öyle bir oyun oynanırsa, hazırlanırsa bir taraftan Boğaz’ı seyredip bir taraftan da oyunu seyredebileceksiniz. Yani biraz alışıldık olanın da dışına çıkacak konuyu da sevgili başkanımızın bize tanıdığı özgürlük ve üretkenlik serbestliği içerisinde rahatlıkla yaptık. Bütün bu çalışmalar olup bittikten sonra salonun iç mekânı, şu an gördüğünüz bu iç mekânı tekrar elde ettik. Ve bütün bunlarla beraber sevgili Muammer Karaca’nın ve Genco Erkal’ın hatırasını yaşatmak üzere ne kadar şanslı insanlarmışız ki bize bu fırsat geçti elimize.
“HEPİMİZ EL ELE VERDİĞİMİZDE ASLINDA GÜZEL ŞEYLER YAPABİLECEĞİMİZİ BİLİYORUZ”
Hepimiz el ele verdiğimizde aslında güzel şeyler yapabileceğimizi biliyoruz. Bu projede birbirinden değerli insanlar emek verdiler. Muammer Karaca’nın bize verdiği edeb üzerine, Erdem’in az önce bahsettiği şekliyle, Bertolt Brecht’in şiirini Genco Erkal öyle söylüyor ya: ‘O büyük piramitleri kim yaptı? Onlar işçilerdi hep’ Burada en aşağı aşamadan son aşamaya kadar, bugün bile siz gelene kadar burada emekle ayağa kaldıran bütün çalışan emekçi dostlara çok çok teşekkür ediyorum. Alkışı bol olsun, sahnesi bol olsun, oyunculuğu bol olsun!”
“BURASI, BABAM GENCO ERKAL İÇİN ŞAHSİ BİR MESELEYDİ”
İki yıl önce yaşamını yitiren usta tiyatro oyuncusu Genco Erkal’ın kızı Ayşe Erkal da “Burası babam Genco Erkal için şahsi bir meseleydi. Çünkü öncelikle profesyonel sanat hayatına burada başladı 22 yaşında. O nedenle burası onun için çok özel bir ev sayılır. Son yıllarında en büyük derdi buranın kapatılmış olması ve tekrar açılmasıydı. İBB’ye devredildiğini duyduğu zaman çok mutlu olmuştu, içi rahat etti. En kısa zamanda en layık şeklinde açılacağına inanıyordu. Bugün gerçekleşti, babam göremedi ama yine de ellerinize sağlık, çok teşekkür ederiz. Özellikle Mahir Polat Bey, çok teşekkür ederiz. İBB Kültür, İBB Miras, hepsi… İstanbul özel tiyatrolara yeni bir salon açılmış oldu, çok mutluyuz” şeklinde konuştu.
Protokol konuşmalarının ardından, “Muammer Karaca’nın İzinde” adlı tiyatro oyunu sergilendi.
Haber Yozgat, “Çamlık’tan Bozkır’a, Yozgat’ın Haberi” anlayışıyla şehrin dört bir yanından en güncel gelişmeleri anlık, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan; Yozgat’ın sesini güçlü bir şekilde yansıtan haber platformudur.
Yorum Yap